Kırıklar köyünden taşocağı isyanı yükseldi

Kırıklar’da maden ocağı ve kırma eleme tesisi projesi için verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararına köylünün yanıtı sert oldu. Eylem yapan köylüler, “Buraya tesis yaptırmayacağız” mesajı yolladı.

Haber / Umut KARAKOYUN

İzmir’in Buca ilçesine bağlı olan Kırıklar köyünden taşocağı isyanı yükseldi. İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün, projenin hayata geçmesine olanak veren “ÇED gerekli değildir” yönündeki kararının ardından köy meydanında toplanan vatandaşlar, yetkililere ‘Bu katliama müsaade etmeyin’ sözleri ile seslendi. Vatandaşların feryadına Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina da ortak oldu. Öte yandan İzmir Barosu ise soruna müdahil olarak konuyu yargıya taşıdı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün verdiği “ÇED gerekli değildir” yönündeki kararın yürütmesinin durdurulması ve iptali için İzmir İdare Mahkemesi’ne başvuran Baro Başkanı Aydın Özcan, taş ocağının işletilmesi ile çevrede oluşacak tahribatın Çevre Kanunu ve Anayasa’ya aykırılık oluşturacağını ifade etti. Köy halkı da ‘Doğaya düşman, insana da düşman’ sloganları ile mücadele edeceklerinin sinyalini verdi.

HİÇBİR KÖYDE KURULAMAZ

Buca Kent Konseyi öncülüğünde köy meydanında toplanan vatandaşlar, ellerinde dövizlerle ‘Köyümüze dokunma, ormandan uzak dur’ sloganları eşliğinde yaşam alanlarına sahip çıkmak için eylem yaptı. Yaşanan süreci doğa katliamı olarak değerlendiren Kırıklar Mahallesi Muhtarı Mümtaz Özçiftçi, “Köyümüzde yapılmak istenen doğa katliamına tepki göstermek için buradayız. Sadece burada değil, hiçbir köyde taş ocağı kurulmasına izin vermeyeceğiz. Bunu ben de, vatandaşlarımız da istemiyor. Biz burada doğduk, burada nefes alıyoruz. Bu katliama müsaade etmeyeceğiz” dedi. Köylüler adına basın açıklamasını yapan Buca Kent Konseyi Başkanı Mürüvet Balcılar ise çevre felaketine yol açacak her türlü yatırıma karşı olduklarını söyledi. Taş ocağı yapılmasına tepki göstermek adına doğasever olarak bir araya geldiklerini kaydeden Balcılar, “Kent konseylerinin amaçlarından biri de ortak akıl çevresinde buluşarak doğayı korumak ve kentine sahip çıkmaktır. Bu bilinçle, bugün Kırıklar halkının yanındayız. Çevre felaketine yol açacak her türlü yatırıma karşıyız. Yatırımlar ne hayvan ne, ağaç ne doğa ne sağlık ne de bu halkın geçim kaynağı olan zeytinlik alan bırakıyor. Bu taş ocaklarından çıkan tozlar kansere yol açıyor. Buna izin vermeyeceğiz. Kirli sanayiye ihtiyacımız yok” dedi.

EKMEĞİMİZLE OYNAMAYIN

Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina da, çocukların geleceklerini korumak için seslerinin duyulmasını istediklerini dile getirdi. Tek amaçlarının çevreyi korumak olduğunu vurgulayan Piriştina, “Doğaya, çevreye, köylüye bir sevdamız var. Burada yaşayan insanların ürettiklerine saygımız, sevgimiz var. Buradaki insanlarla birlikte diyoruz ki bizim doğamızla, bizim tabiatımızla, bizim ağacımızla, bizim emeğimizle, bizim ekmeğimizle oynamayın, bizden uzak durun. Buradaki insanların tek amacı budur” dedi. Hiçbir siyasi amaçlarının bulunmadığına dikkat çeken Başkan Piriştina, şunları dile getirdi: “Mevzu çevre olunca, insan hayatı olunca kimse bu duruma sessiz kalamaz. Bizim köyümüze dokunmayın diyoruz.” Eylem doğa katliamını dikkat çekmek isteyen iki öğrencinin tiyatro oyunuyla sona erdi.

İzmir Barosu ÇED kararını yargıya taşıdı

Köylülerin tepkisi, İzmir Barosu’nda da karşılık buldu. Baro, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün verdiği “ÇED gerekli değildir” yönündeki kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali için İzmir İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İzmir Valiliği’ne yönelik olarak açılan davaya ilişkin konuşan Baro Başkanı Aydın Özcan, taş ocağının işletilmesi ile çevrede oluşacak tahribatın Çevre Kanunu ve Anayasa’ya aykırılık oluşturacağını ifade etti. “ÇED gerekli değildir” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali için açılan dava dilekçesinde, Anayasa’ya, planlama ilkelerine, usule, hukuka ve kamu yararına aykırılıklar olduğu ve idari işlemin uygulanmasından dolayı telafisi güç ve imkânsız zararlar doğacağını ifade edildi. Anayasa, iç hukuk ve uluslararası hukuk ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları yönünden konunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirildiği dava dilekçesinde Anayasa’nın “çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” şeklindeki 56/2. maddesi hatırlatıldı.

ORMAN İÇİNDE OLMAZ

Aydın Özcan, söz konusu madenin işletme alanı 99.18 hektar iken, ÇED alanının 17.91 hektar olarak belirlenip bu kapsamda çevresel etkilerin değerlendirildiğini ifade etti, “Bu şekilde çalışma alanlarını küçük göstermek suretiyle etap etap maden alanının tamamının zaman içerisinde kullanıma açılması planlanmaktadır” dedi. Av. Aydın Özcan, “99 hektarlık doğal yaşamı alanı parçalanmakta, tahrip edilmekte ama idari işlemler açısından bakıldığında kısım kısım ÇED gerekli değildir kararları verilmiş olmaktadır. Bu da Çevre Kanunu’na karşı hile anlamına gelmektedir” değerlendirmesini yaptı. Proje sahasının tamamının Kızılçam ormanları içerisinde bulunduğunu ve madencilik faaliyetinin gerek bitki örtüsü gerekse canlılık açısından geriye dönülmez zarar vereceğini söyleyen Baro Başkanı, ocağın aynı zamanda yerleşim yerleri ve zeytinliklere de çok yakın olması sebebiyle işletilmesinin kamu yararı ile de bağdaşmayacağını ifade ederek, “İnsan sağlığının, diğer tüm canlıların yaşamlarının ve doğal varlıklarımızın yok olma ihtimali karşısında gecikmeksizin yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ettik” ifadelerini kullandı.